Galata Kulesi, dünyanın en eski ve en güzel kulelerinden biridir. 528 yılında Bizans İmparatoru Justinianus hükümdarlığı sırasında yapılmıştır.13'üncü yüzyılda Cenevizliler tarafından kullanılmıştır. 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethiyle birlikte Türklerin eline geçmiştir.Yerden aleminin tepesine kadar yüksekliği 77,25 metredir.Yapılan statik hesaplamalara göre kulenin ağırlığı yaklaşık 10.000 tondur. Duvarlarının kalınlığı ise 3,75 metredir. 
1876 yılında Galata Bankerleri sanıyla tanınan ve gerektiğinde saraya bile borç verecek kadar güçlü mali yapısı bulunan Rum bankerlerden biri olan Hristaki Zografos Efendi, yanan Naum Tiyatrosu’nun yerini satın aldı.a
Rum mimar Cleanthy Zanno'ya projelerini çizdirerek bu arsa üzerine, yeni bir tip çarşı ve apartman olacak bir bina yaptırdı.1876 yılında yapımı biten binanın altında o sıralar Pera'da moda olan Paris tarzında düzenlenmiş 24 dükkan ve üstünde 18 lüks daire bulunuyordu. Dükkanların oluşturduğu Pasaja Hristaki Pasajı, binaya ise Cite de Pera adı verildi
Beyoğlu'nda Galatasaray Lisesi'nin arka tarafında metruk halde bulunan sokaklardan birisiydi Cezayir Sokağı. Afitaş Yapım Şirketi ile Kültür Üniversitesinin ortaklaşa geliştirdiği Fransız Sokağı projesiyle kentsel dönüşümü sağlandı. Projeyle 1800'lerin sonu, 1900'lerin başı itibariyle yüzyılın değişimine tanıklık etmiş, farklı hayatların yaşandığı birkaç nesille birlikte gözden düşmüş binalar restore edildi, pembe ve sarı renklere boyandı, tentelerle donatıldı. Kaldırım taşları yenilendi, bölgenin tamamı için özel bir müzik sistemi kuruldu. 4 gün 4 gece sürer açılışın ardından da İstanbul'un kültür, sanat ve eğlence yaşamındaki yerini aldı. Fransız Sokağı'nı süsleyen havagazıyla çalışan 100 yıllık sokak lambalarını Paris Belediyesi gönderdi. Yer taşları Paris'ten gelen mimarlarla çalışılarak düzenlendi. Sokağa adını veren Fransızlar, Beyoğlu'nda çok önemli izlere sahip. Zira Beyoğlu'ndaki ilk kahvehaneler, ilk oteller, ilk sinema ve tiyatrolar, 19. yüzyılda Fransızlar tarafından kurulmuş. Sokağın sol tarafındaki binaların tümü 1890-1910 yılları arasında İstanbul'da yaşamış Karaköy ve Eminönü rıhtımlarını inşa eden Fransız müteahhit mühendis Marius Michel'in imzasını taşıyor. Ayrıca ünlü Fransız ressam Al-bert Mille de 1950'li yıllarda bu bölgede yaşamış. Fransız kültürünü yansıtmayı hedefleyen sokakta, değişik tatlar sunan cafeler, restoranlar ve sanat merkezleri bulunuyor. İstiklal Caddesi, İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Beyoğlu'nun merkezi sayılabilir. 1927'den önceki ismi Büyük Cadde anlamına gelen Cadde-i Kebir idi. Cadde boyunca mağazalar sıralanmaktadır. Alışveriş için ideal bir mekândır. Ayrıca kültür merkezidir. İrili ufaklı bir sürü kitapçı/Sinema barındırmaktadır. İstiklal Caddesi, İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Beyoğlu'nun merkezi sayılabilir.1927'den önceki ismi Büyük Cadde anlamına gelen Cadde-i Kebir idi.Cadde boyunca mağazalar sıralanmaktadır.Alışveriş için ideal bir mekândır.Ayrıca kültür merkezidir. İrili ufaklı bir sürü kitapçı/Sineama barındırmaktadır. İstiklal Caddesi, İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Beyoğlu'nun merkezi sayılabilir.1927'den önceki ismi Büyük Cadde anlamına gelen Cadde-i Kebir idi. Cadde boyunca mağazalar sıralanmaktadır. 
Alışveriş için ideal bir mekândır.Ayrıca kültür merkezidir. İrili ufaklı bir sürü kitapçı/Sineama barındırmaktadır. St. Antoine Katolik Kilisesi İstanbul'un en büyük ve cemaatı en geniş Katolik kilisesi'dir. İstanbul'un göbeği denilebilecek kadar merkezi bir yerde olmasına rağmen dışardan farkedilemeyecek kadar az göze batan bu yapı İstiklal Caddesi üzerinde Galatasaray'dan (G.S. Lisesi tarafında) Tünele doğru giderken sol tarafta bulunur.Aslında Kilise ilk olarak 1725 yılında Osmanlı İmparatorluk Saray ve Devlet hizmetinde bulunan ve ayrıca ticaretle uğraşan Katolik ülkelerin (ekserisi İtalyan-Fransız) vatandaşları ve onların aileleri için inşa edilmiştir.Şimdiki, cephesi kırmızı tuğla taşlarla örülü kilisenin inşasına, 1906 yılında eskisinin yerinde başlanmış ve 1912 yılında da tamamlanarak hizmete girmiştir. İstanbul doğumlu İtalyan Mimar Giulio Mongeri tarafından İtalyan Neogotik üslubunda, betonarme olarak inşa edilmişdir. Taksim Meydanı’nın simgesi haline gelen anıt İtalyan heykeltraş Pietro Canonica'ya yaptırılmış, 1928 yılında yerine yerleştirilmiştir. Anıtın yapımı 2,5 yıl sürmüş, anıt taş ve bronz kullanılarak yapılmıştır. Maliyeti için halktan para toplanmıştır. Cumhuriyet dönemi anıtlarından ilk defa figüratif bir anlatımla Atatürk'ü ve yeni düzeni anlatan bir heykeldir. Anıt dikilmeden önce Taksim'de alan özelliği yoktu.
Dairesel bir meydanın ortasına dikilen anıtta, iki yüzünde bronz figürlerin yer aldığı geleneksel mimari kullanılmıştır, 11 metre yüksekliğindedir. Kaidesinde pembe Trentino ve yeşil Suza mermerleri kullanılmıştır. Anıtın bir yüzü Cumhuriyet Türkiyesi’ni, diğer yüzü ise Kurtuluş Savaşı’nı simgelemektedir.
Dünyanın en eski ve büyük olasılıkla en kısa metrosudur. 1873 yılında Fransız mühendisler tarafından inşa edilmiş olan tünel sadece 500 metre uzunluğundadır. Tünelin yapılış sebebi Beyoğlu'nun 1830-1850 yılları arasında gösterdiği gelişmedir. Bir çok yabancı işadamı ve konsolosluk buraya taşınmıştır. Buna karşın bir çok iş yeri, büro ve şirket Karaköy'de kalmıştır. Beyoğlu'ndan aşağı ve Karaköy'den yukarı iniş çıkışları azaltması amacıyle Tünel inşa edilmiştir. 5 dakikada bir tren hareket etmektedir. Yanlış istasyonda inmeniz diye bir şey söz konusu değildir. Çünkü biri Karaköy ve diğeri Beyoğlu'nda olmak üzere sadece iki istasyon vardır. Karaköy'deki Tünel istasyonun yanında 1997 yılından beri faaliyet gösteren ve İstanbul'un ulaşım tarihiyle ilgili ufak bir müze vardır. Müze hafta içi 10:00'dan 17:00'ye kadar gezilebilir.